Öneriver White-Paper

Öneriver’in metodolojisi hakkında değerli bilgiler içeren white-paper’ımıza buradan ulaşabilirsiniz!


Devamı için tıklayın...

Hedef Odaklı Yatırım I

2021-08-14

Hayatımızda aşina olduğumuz ve kullanmaktan keyif aldığımız bir finansal sistem var. Bu finansal sistemin en başarılı ürünü ise krediler… Gündelik hayat mücadelesinde zaten ev kredisi taksidi bütçenizin boynunu bükmezmiş gibi anlık diyebileceğimiz çeşitli ihtiyaçlar türer. Örneğin çocuğun okul taksitleri, telefon çok eskidiği halde sürekli ertelenen yeni telefon ihtiyacı veya yazın ailecek/arkadaşlarla yapılması planlanan tatil. Bu örneklerin tamamını yazmamıza gerek yok. Zaten günlük olarak bunlardan bazıları zihnimize geliyor ve bütçe duvarına tosluyor. Ta ki kaçınılmaz ihtiyaca dönüşene dek akıllarımızın derin bir köşesinde bekliyor.

Her imdadımıza yetişen finansal sistemimiz sizin bu ihtiyaçlarınız karşısında ne yapıyor? Doğru tahmin ettiniz en uygun(!) faizli ilk kaç ay ödemesiz kredi öneriyor. Bu kredilerin isimleri de pek havalı! Ev kredisi, taşıt kredisi, düğün kredisi, tatil kredisi… Konumuzla olan ters ilişkiyi gösterebilmek adına biz bunlara Hedef Odaklı Kredi diyelim. 🙂

Hedef Odaklı Krediler’in en büyük maliyeti aslında gelecekte karşılayabileceğiniz bir ihtiyacı şimdiden satın almanızı sağladığı için paranın zaman maliyeti olarak adlandırdığımız ana paraya ek olarak belirli bir miktar faiz ücretini ödemenizdir.

İnsanların maddi olarak gerçekleştirmek istedikleri birtakım hayalleri, hedefleri veya zorunlulaşmış ihtiyaçları var. Bunların gerçekleşmesi için genelde en önemli parça olan para 💸 eksik. Bu yüzden bütçenizin karşılayamadığı bir tutarı elde edebilmek için daha yüksek tutarda bir borca razı oluyorsunuz ve bu durum gelecekte bütçenizin belini daha fazla büküyor. Bu yüzden ay başlarında kredilerin taksitleri kesildiğinde elde kalan miktarın boyutu genelde tatmin edici olmuyor.

Mevcut sistemi bu kadar hırpaladığımıza göre artık sorumuzu sorabiliriz. İnsanlar hedeflerine veya hayallerine ulaşabilmek için ödemesi gereken tutardan daha fazlasını ödemek yerine daha azını ödese nasıl olur? Cevapların pozitif olduğunu tahmin edebiliyoruz. Peki bunu nasıl yapacağız şapkadan tavşan çıkararak mı? Tabii ki hayır! Erişilebilir finansal teknolojiler sayesinde.

Bu teknolojilerden biri olan Hedef Odaklı Yatırım, kişinin hedeflerini ve mevcut birikimlerini nerede değerlendiğini öğrenerek ve hedefine ulaşabilmesi için gereken düzenli ödeme miktarını hesaplayarak ilk adımı yani yatırım aşamasını tamamlamış olur.

Bir sonraki aşamada ise oluşturulan hedefe en kısa sürede kişinin finansal riskleri ve gücü çerçevesinde en uygun tavsiyeleri vererek ulaşmasını sağlar.

Toparlayacak olursak iki model de aslında hedefi gerçekleştirme üzerine kurulu. Birisi bunun borçlandırarak ve normal maliyetin üzerinde bir fiyatla gerçekleşmesi sağlarken diğeri ise yatırım yaptırarak ve yatırım getirisi olduğu için normal maliyetin altında bir fiyatla gerçekleşmesini sağlar.

Yukarıdaki örneği kısaca sayılara dökecek olursak; 2021 senesinin başında olduğumuzu farz edelim ve şu an 10 ₺ maliyeti olan bilgisayarımızı yenilemek için 2 sene geri ödemeli bir kredi çekiyorsunuz ve toplam ödeyeceğiniz para maliyetlerle birlikte 14 ₺’ye çıkıyor. Aynı senaryoyu Hedef Odaklı Yatırım ve Yönetim için düşünecek olursak 2018 senesinin başında yeni bir bilgisayar almak için sistemi kullandığınızda aynı ürüne 2021 başında 10 ₺ ödeyerek sahip olacaksınız ama bu paranın içerisindeki 2 ₺ yatırımlarınız sonucunda elde ettiğiniz getiri, 8 ₺ ise sizin düzenli olarak yatırım yaptığınız toplam miktar. Sonuç olarak birinde 8 ₺ öderken diğerinde 14 ₺ ödüyorsunuz. Enflasyonu düşünmeden aradaki farka yüzdesel bakarsak krediye %75 daha fazla ödüyorsunuz. Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz?

Bir sonraki yazımızda sizi modelimizin hem teoride hem pratikte nasıl çalıştığı hakkında bilgilendireceğiz. Teoriyi daha iyi görebilmemiz için sizlerle beraber 1 senelik bir hedef tanımlayacağız ve aylık olarak gelişmeleri takip ederek modelimizin gelişimini hep beraber gözlemleyeceğiz.

Hedefleriniz veya hayalleriniz varsa lütfen bizimle aşağıdaki bağlantılardan paylaşın! Bu süreci hep beraber yönetelim. 😊

Hedefinle Yaşa!






hedef-odaklı-yatırım

fintech

robo-danışman

öneriver

startup

Devamı için tıklayın...

Yatırım Fonları ve Bireysel Yatırımcıya Faydaları

2021-05-25

Türkiye gerek sunduğu yatırım fırsatları, gerek nüfusunun yatırım konusunda meraklı ve girişken olması (örneğin kripto paralara olan yoğun ilgi) bakımından oldukça heyecan verici bir ülke. Ancak konu bireysel yatırımcıların uzun vadeli birikim yapmasına geldiğinde, ülkemizin dünya geneline, özellikle de gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça geride olduğunu söyleyebiliyoruz. Bunun iki tane sebebi var: finansal piyasalarımızın yüksek oynaklığa sahip olması ve düşük finansal okur-yazarlık. Yatırım bilgisi sınırlı olan yatırımcılar ne yazık ki yüksek oynaklığın yaşandığı dönemlerde paniğe kapılıp yatırımlarını yanlış noktalarda satarak pozisyonlarını kapatabiliyor. Yatırımcıların çoğunun kulaktan dolma bilgilerle hareket ettiğini söylemek de mümkün.

Kulaktan dolma bilgiyle yatırım yapmanın sonuçları ise ne yazık ki genellikle beklenildiği gibi olmuyor. Bireysel yatırımcılar önceden yaşadıkları kötü deneyimlerden ötürü belli önyargılara sahip oluyorlar. Örneğin geçmişte yüklü bir miktarda birikimini hisse senetlerine koyup yanlış zamanda panikle satan bir bireysel yatırımcının kafasında hisse senetleri güvenli olmayan bir yatırım aracı olarak yer ediyor. Öte yandan bu tip yatırımcıların hızlı para kazanma umuduyla tüm birikimlerini kripto paralara yatırdıklarını duyunca insan şaşırmadan edemiyor.

Peki hem dinamiklerin hem de bilgi seviyesinin bireysel yatırımcıların aleyhine olduğu bir ortamda bu kişiler birikimlerini nasıl değerlendirebilirler? Sağdan soldan duyulan bilgiler yerine profesyonel bir yönlendirmeyle yatırım yapmak mümkün olur mu? Türkiye’de yatırım fonları bu soruların cevabı olarak öne çıkıyor.

Ülkemiz tam anlamıyla bir fon cenneti. Türkiye’de bireysel yatırımcıların birikimlerini yatırabileceği tam olarak 660 adet menkul kıymet yatırım fonu bulunuyor. Sayıları ve nitelikleri hızla artan bu fonlara ek olarak bireysel emeklilik sistemi (BES) katılımcılarının yatırım yapabileceği 407 adet emeklilik fonu mevcut. Dünyada sıklıkla kullanılan pasif yatırım araçları borsa yatırım fonlarının sayısı ise henüz 13; ancak bu sayının yakın dönemde hızla artacağı öngörülüyor. Biz bu yazıda geniş bir enstrüman yelpazesine yatırım yapabildikleri için yatırım fonlarına odaklanacağız.

Yatırım fonları portföy yönetim şirketleri tarafından kurulur ve yönetilir. Bu fonların “türleri” ise hangi enstrümanlara yatırım yapabileceklerini belirler. Örneğin bir kıymetli madenler şemsiye fonu yalnızca altın ve gümüş gibi değerli madenlere yatırım yapabilir. Bu fonların profesyonel portföy yöneticileri tarafından yönetiliyor olması büyük bir avantaj. Yatırım fonları sayesinde bireysel yatırımcılar birikimlerini bu profesyonellerin bilgi ve deneyimine emanet edebiliyor.

Yatırım fonlarının bir başka avantajı ise bireysel yatırımcıların düşük miktarda birikimle belli endüstrilere ve sektörlere yatırım yapabilmeleri. Bu noktada özellikle son dönemde popülerliği gittikçe artan tematik fonlar ön plana çıkıyor. Örneğin bir yatırımcı yalnızca 2,53 TL ödeyerek Elektrikli Araçlar fonuna yatırım yapabiliyor. Bu fonun içinde ise Tesla gibi elektrikli araçlarla ilgili 50’nin üzerinde şirket bulunuyor. Bu sayede bireysel yatırımcı hem her şirketi araştırma hem de bulduğu her bir şirketten satın almanın yüksek maliyetine katlanmamış oluyor.

Peki yatırım fonlarının performansları nasıl? Her ne kadar profesyoneller tarafından yönetilseler de, bazı fonların belli dönemlerde getirileri düşük kalabiliyor. Örneğin ülkemizdeki 71 hisse senedi fonundan 42 tanesinin getirisi BIST-100 endeksinin getirisini aşabildi. Bu durum ortaya şu soruyu çıkartıyor: bir bireysel yatırımcı veya bireysel yatırımcılara hizmet eden kurum müşteri temsilcisi, doğru fon karşılaştırmasını ve seçimini nasıl yapabilir?

Öneriver tarafında geliştirilen Fon Kolay, bu soruya cevap veriyor. Kurumsal bir çözüm olarak geliştirilen Fon Kolay, finans kurumlarının müşteri temsilcilerinin yatırım fonu portföyleri oluşturmalarının önünü açıyor. Fon Kolay sayesinde kurumların müşteri temsilcileri, tüm yatırım fonlarını listeleyip basit bir şekilde karşılaştırabiliyor. Ayrıca Fon Kolay sayesinde farklı risk grupları ve vade hedefi olan müşteriler için farklı yatırım stratejileri oluşturmak da mümkün! Fon Kolay hakkında daha çok bilgi almak için: Fonkolay’ı ziyaret edebilir ve demo kullanım seçeneği ile Fon Kolay’ı deneyebilirsiniz.






fintech

yatırım-fonları

startup

tefa

öneriver

Devamı için tıklayın...

Yatırım Fonu ve Portföy Dağılımı

2021-05-03

Yatırım portföyü orta ve uzun vadeli tasarrufların getiri elde etmesi amacıyla sermaye piyasası ve/veya gayrimenkul gibi ürünlerin alınması ile oluşturulan portföylerdir. Yatırım portföyü oluştururken en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biri tasarruflara hangi vadede ihtiyaç duyulacağı ve bu sürenin uzunluğu-kısalığına bağlı olarak yatırım yağılan ürünlerin likiditesidir.

Örnek vermek gerekirse küçük tasarruflar ile birikim yaparak çocuğunuzun üniversite dönemi için ihtyiaç duyabileceğiniz tutar üzerinden yatırım portföyü oluşturmak istiyorsunuz. Bu amaçla yaptığınız tasarruflara da 5 yıl sonra ihtyiacınız olacak. Bu durumda ev/arsa gibi ürünler yerine bono/tahvil veya hisse senedi birikimi yapmak daha uygun olacaktır. Tam tersi olarak 20–25 yıl sonra emeklilik döneminiz için birikim yapıyorsanız portföyünüzde gayrımenkul bulunmasında sakınca yoktur.

Yatırım portföyü oluştururken öncelikle vadeye bağlı olarak yatırım yapacağınız ürünleri belirledikten sonra bu vade ve ürün yapısına sahip yatırım fonları portöyün likit olması ve güvenle saklanması göz önüne alındığından çok isabetli bir seçimdir.

Yatırım fonlarından oluşturulacak bir portföyü gelişen piyasa şartlarına göre istediğiniz zaman değiştirebileceğiniz gibi, profesyonel portföy yöneticileri de en etkin şekilde bu portföyün yapısını yönetiyor olacaktır.

Beklenti ve tasarrufun vadesine bağlı olarak yatırım fonlarının kıstas ölçütleri ve geçmiş getirilerine bakarak en etkin portföy dağılımını oluşturmanız durumunda güvenle yatırım portföyü oluşturulabilir.

Kurumlar müşterilerinin risk ve vade beklentilerine bağlı olarak oluşturacakları yatırım fonu portföylerini FonKolay uygulaması üzerinde rahatlıkla izleyebilir ve müşterileri ile paylaşabilirler.






portföy-yönetimi

yatırım-fonları

Devamı için tıklayın...

Yatırım Fonu Nasıl Alınır?

2021-04-26

Yatırım fonları hakkında özet bilgiye daha önceki yazımızdan ulaşabilirsiniz.

Birikimlerinizi yatırım fonlarında değerlendirmek istiyorsanız iki farklı şekilde ama aynı ortam üzerinden yatırım fonu alabilirsiniz.

Öncelikle bir yatırım şirketi veya bankada yatırım hesabınızın olması gerekiyor. Yatırım hesabınızdaki tasarrufunuz ile;

1- Kurumun kendi çıkarttığı yatırım fonlarını internet veya mobil şubesi üzerinden doğrudan alabilir, satabilirsiniz

2- Kurumun internet sitesi ve mobil şubesi üzerinden Türkiye’deki tüm yatırım fonlarını TEFAS platformu üzerinden alıp satabilirsiniz.

Yatırım fonu almak banka ve aracı kurumlardaki yatırım hesaplarınız üzerinden çok kolay ve hızlı gerçekleştirilebilir. Önemli olan risk alma kapasiteniz ve yatırım süreniz ile uyumlu doğru bir yatırım fonu portföyü oluşturmaktır.

Bu konuları yakında daha detaylı inceleyeceğiz.






yatırım-fonları

tasarruf

yatırım

Devamı için tıklayın...

Yatırım Fonu Nedir?

2021-04-25

Yatırım fonu tasarruf sahiplerinden topladıkları paralar karşılığı, sermaye piyasası araçlarından ve kıymetli madenlerden oluşan portföyleri yöneten kurumsal portföy yönetim ürünleridir. Her yatırımcı fonun sahip olduğu portföyün bir kısmını temsil eden katılma payını alarak fon portföyüne ortak olurlar.

Yatırım fonlarının detaylı tanımını ve özelliklerini burada bulabilirsiniz.

Yatırım fonu alan kişi parasını fonun yatırım yapacağını önceden belirttiği sermaye piyasası ürünlerinde değerlendirmek üzere profesyonel yatırım yöneticisine emanet etmiş olur.

Yatırın fonları sermaye piyasası denetiminde, merkezi kayıt kuruluşu ve takasbank’ın gözetiminde olduğu için de yatırımcının varlıkları güven altındadır.

Kendi portföyünü aktif yönetme zamanı, bilgisi veya fırsatı olmayanlar için yatırım fonları birikimleri değerlendirmenin en etkin yöntemidir.

Yatırım fonu portföyü oluşturmanızda yardımcı olmak için geliştirdiğimiz FonKolay uygulamasının demo kullanıcı olarak deneyimlyebilir, yatırım fonları hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Öneriver Fonkolay






byf

borsa-yatırım-fonları

tefa

yatırım-fonları

Devamı için tıklayın...

Corona ve Piyasalar

2020-04-08

Son haftalarda borsanın volatilitesinde — yani hisse senetlerinin fiyatlarının iniş çıkışlarında- çok ciddi artış gözlemliyoruz. Bu dalgalanma hepimizin de bildiği gibi Corona virüsünün (COVID-19) global ekonomi üzerindeki etkisiyle ilgili.

Bu piyasa hareketlerini yatırımcılar için daha bilinçli bir perspektife oturtmak için son 50 yıldaki salgınları ve bu salgınların sermaye piyasalarındaki etkilerini inceledik.

SALGINLAR BORSAYI NASIL ETKİLER?

Genel olarak bulaşıcı salgın hastalıklar ekonomi ve piyasalar üzerinde geçici bir etkiye sahiptir. Hızla uygulamaya konulan sınırlama önlemlerini göz önünde bulundurursak karantinaların ve seyahat kısıtlamalarının sonsuza kadar sürmesi pek olası değildir. Bu durum ekonomik büyümeyi yavaşlatacak olsa da geçici olacaktır.

Tarihsel olarak salgınların ekonomi üzerinde geçici etkisi olduğunu gözlemliyoruz. Finansal piyasalar, korkuların artması ve ekonomik tahminlerin revize edilmesi nedeniyle ani tepkiler gösterir. Bununla birlikte hem ekonomiler hem de pazarlar üzerindeki etkisi kısa ömürlü olma eğilimindedir.

Son 50 yıla baktığımızda, çoğu durumda ABD piyasaları yeni bir bulaşıcı hastalık salgının ortaya çıkmasından sonraki altı ay içinde artış göstermiştir. Aynı durum aynı küresel piyasalar için de geçerlidir ve aynı altı ayın içinde ortalama %8 yükseliş gerçekleşmiştir.

SARS’ın Çin’in ekonomik büyümesine olan etkisine bakarsak SARS salgını sonrasında GSYİH’nın kabaca% 2 oranında azaldığını gözlemliyoruz. Yine de, altı ay sonunda salgından önceki seviyesine geri dönmüştür.

BU SEFER FARKLI OLABİLİR Mİ?

COVID-19 söz konusu olduğunda hala birtakım bilinmeyen durumlar var, bu nedenle bu salgının etkisi kesin değil.

Dünya ekonomileri hiçbir zaman olmadığı kadar birbirine bağlı ve bu salgının merkez üssü olan Çin, küresel tedarik zincirimizde büyük rol oynuyor. Diğer ülkelerin ne kadar iyi hazırlandığını veya nasıl etkileneceklerini de henüz kesin olarak bilmiyoruz. Ayrıca bu salgının ekonomi genelindeki diğer riskleri nasıl artırabileceğini de tam olarak bilmiyoruz.

Ancak, geçmişi bir rehber olarak kullanırsak, önceki bulaşıcı hastalık salgınlarından kaynaklanan piyasa etkisinin geçici olma eğiliminde olduğunu görebiliriz.

YATIRIMCILAR NE YAPMALI?

Bir yatırımcının piyasa belirsizliği karşısında yapabileceği en önemli şeylerden biri, portföyünün doğru risk seviyesinde olmasını sağlamaktır.

Yatırım yapmayı planladığınız süre kısaysa, portföyünüz zaten düşük bir risk seviyesinde olmalıdır. Düşük riskli portföyler, salgın hastalıklarla ilgili olsun olmasın, piyasadaki dalgalanmalardan korunmanıza yardımcı olur. Daha uzun süreli yatırım yapmayı planlayan yatırımcılar için en iyi eylem ise uygun risk düzeyinde kalmak ve korku temelli değişiklikler yapmamaktır.

Piyasalarda ne zaman iyi ne zaman kötü bir gün olacağını asla tam olarak bilemeyiz. 1993 ve 2013 yılları arasında S&P 500'ün ortalama yıllık getirisi % 9.2 idi. Ancak, bu süre zarfında piyasanın en iyi 10 gününü kaçırmış olsaydınız, yıllık getirileriniz kabaca yarıya, yani % 5,4'e düşecekti. Dolayısıyla piyasaların iyi günlerinde pozisyon sahibi olmanın oldukça önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Korkutucu finansal haber başlıklarından etkilenmemek çok mümkün değildir. Yatırımlarınız için en iyisini yaptığınızdan emin olmak için okuduğunuz haberleri nasıl yorumladığınıza dikkat edin. Uzun vadeli yatırım başarısı için en iyi yol bu 3 adımı gerçekleştirmektir:

1) Hedefleriniz için doğru miktarda risk alın.

2) Tasarruf etmeye devam edin.

3) Planınıza bağlı kalın.

Betterment tarafından paylaşılan yazının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Fintech, dijital dönüşüm ve finansal okur-yazarlık hakkındaki diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.






fintech

wealth-management

robo-advisor

dijital-dönüşüm

Devamı için tıklayın...

5 Adımda Kendinize Uygun Bir Bütçe Hazırlayın

2019-11-29

Finansal olarak kendinizi geliştirmenin ilk adımı gelir ve giderlerinizin takibini sağlamanızdır. İkinci adım ise bu gelir ve gider dengesini yönetmede uygulayabileceğiniz bir plan oluşturmaktır. Bu iki adımı bir araya getirerek, başarılı bir bütçeye sahip olabilirsiniz.

Finansal bütçeleme sizin için yeni bir konu olabilir veya önceden planladığınız bütçenize sadık kalmakta zorlanıyor olabilirsiniz. Sizin için hazırladığımız 5 adımlık rehber sayesinde kendinize uygun ve hayata geçirebileceğiniz bir bütçe oluşturabilirsiniz.

1. Adım: Paranızın Nereye Gittiğini Anlamak İçin Gelir ve Giderlerinizi Takip Edin

İnsanların büyük bir kısmı, her ay gelirlerinin büyük bir kısmını nelere harcadıklarını bilmiyorlar. Harcadıklarını düşündükleri miktar ile gerçekten harcadıkları para arasında ise genellikle büyük farklılıklar var. İlk adım olarak bu farkı net bir şekilde görmek size büyük fayda sağlayacaktır.

Harcamalarınızın takibini yapmak bütçelemenin başlangıç noktasıdır. Bunun için banka kartı ve kredi kartı hareketlerinizi takip etmeniz yeterli olacaktır. Bu yöntem harcama alışkanlıklarınızı anlamanıza büyük katkıda bulunacaktır. Bir sonraki aşamada, harcamalarınızı aşağıdaki 3 kategoriye göre ayırmanız gerekiyor:

Sabit Giderler: Düzenli aralıklarla ödeme yapmanızı gerektiren harcamalar; ev kirası, araba taksiti vb. borçlar.

Finansal Hedefler: Acil durum birikiminiz, bireysel emeklilik, sağlık sigortası, ev peşinatı gibi finansal hedeflerinize ulaşmanız için gerçekleştirmeniz gereken harcamalar.

Değişken Giderler: Sabit harcamalarınız ve finansal hedefleriniz dışındaki bütün harcamalarınız: yemek-içme, eğlence, kıyafet, bakım vb. harcamalarınız.

Bu sınıflandırmaları yaptıktan sonra geliriniz ve harcamalarınız arasındaki farkı her ay için hesaplayın ve finansal olarak hangi noktada bulunduğunuzu öğrenin. Her ay elinizde harcamadığınız bir miktar para kalıyor mu? Harcamalarınız ve gelirleriniz denk mi geliyor? Yoksa elinizdeki paradan daha fazlasını mı harcıyorsunuz? Hangi noktada olursanız olun harcama kalemlerinize dikkat ederseniz, giderlerinizi azaltmanız neredeyse her zaman mümkün.

2. Adım: Giderlerinizi Azaltın

Artık paranızın nereye gittiğini tam olarak bildiğinize göre, bazı harcama kalemlerinize dikkat ederek giderlerinizi azaltıp, ay sonunda elinizde kalan para miktarını artırabilirsiniz.

Hey ay düzenli olarak ödeme yaptığınız kurumlarla, örneğin televizyon, internet ve GSM sağlayıcılarınız ile iletişime geçin. Size hitap edebilecek daha uygun üyelikler hakkında bilgi alın veya şu an ki üyeliğinizin için indirimde bulunmalarını isteyin.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer harcama çeşidi ise çok sık yaptığımız yeme-içme, kahve vb. harcamalardır. Bu tarz harcamalar, genellikle küçük meblağlarda olduklarından dolayı dikkatinizi fazla çekmeyebilir. Ancak bu harcamaları sık gerçekleştirdiğiniz için genel bütçenize olan etkisi düşündüğünüzden büyük olabilir. Örneğin; hafta içi her gün öğle yemeğinizi dışarıda yediğinizi ve öğle yemeği için 20 TL harcadığınızı düşünelim. Haftanın sadece 2 günü dışarıdan yiyeceğiniz bu yemeği evden getirmeniz durumunda haftada 40 TL, ayda 160 TL ve yılda 1920 TL biriktirebilirsiniz. Bu tarz harcamalar katlanarak arttıklarından dolayı uzun vadede önemli miktarlara ulaşabilirler.

3. Adım: Kendinize Finansal Hedefler Koyun

Kilo vermek, daha sağlıklı beslenmek, düzenli spor yapmak gibi kararlar alındığında, net hedefler belirlemek kişilerin bu konularda başarılı olma şansını artırmaktadır. Konumuz finansal hedef ve planlar olduğunda da bu durum geçerlidir. Ancak ne yazık ki, toplumun büyük bir kısmının finansal gelecekleri için net bir planları bulunmamaktadır.

İlk olarak hedeflerinizi gözden geçirin. Yeni bir araba veya ev almak mı? Ya da kredi kartı borçlarınızı kapatmak mı? Cevabın ne olduğunun çok önemi yok çünkü herkesin farklı hedefleri olabilir. Ancak bu hedeflere ulaşmak için uygulanması gereken yol haritası aynıdır: birikim yap, borçlarını öde ve akıllı yatırımlar sayesinde uzun dönem varlığını artır.

Spesifik hedefler, hatta hedef miktarlar belirlemek odaklanmanızı ve motive olmanızı sağlayacaktır.

Finansal hedeflerinizi belirlerken acil durumlar için ayırmanız gereken bir fon ilk önceliğiniz olmalıdır. Başlama noktası olarak bu fon için 1000 TL ayırabilirsiniz. Aylık birikim miktarınızı artırıp, borçlarınızı azalttıkça acil durum fonunuzun büyüklüğünü artırabilirsiniz. İdeal durumda bu fonun büyüklüğü en önemli harcamalarınızın 6 aylık değerine eşit olmalıdır.

Aynı anda birden fazla finansal hedefe ulaşmayı denemek yanlış bir yöntem değildir, aksine tavsiye bile edilir. Bütün borçlarınızı kapattıktan ve 6 aylık acil durum fonunuzu bir kenara ayırdıktan sonra kendinize belirlediğiniz hedeflerin yanı sıra bireysel emekliliğiniz için de yatırımlarda bulunmaya başlayabilirsiniz. Erken yaşta bireysel emeklilik için yatırıma başlamak, yatırımınızın yıllar içerisinde katlanarak artacağı göz önüne alındığında uzun dönemde size çok önemli katkılarda bulunacaktır. Küçük miktarlarda olsa bile erken yapılan yatırımların uzun dönemde bireysel varlığınızı artırmanıza çok büyük katkısı olacaktır.

4. Adım Bütçeleme Tarzınızı Belirleyin

Kıyafet veya evinize bir eşya alacağınız zaman aradığınız ürünün sizin hem kişiliğinize hem de zevklerinize uymasını beklersiniz. Böyle bir ürün aldığınızda, bu ürünü kullanırken keyif alacağınızı bilirsiniz. Şimdi bu yaklaşımı bütçeniz için uygulamaya çalışacağız.

Bütçeleme işlemi size sıkıcı geliyor olabilir. Ancak hem finansal ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek hem de kendi kişiliğinize ve yaşam tarzınıza uygun bir bütçeleme metodu oluşturmak, size finansal hedeflerinize ulaşmanız için gerekli motivasyonu verecektir ve bütçe planlarınıza sadık kalmanızı sağlayacaktır.

Kendinize uygun bir bütçeleme metodu oluşturmanın bir diğer önemli katkısı; aşırı agresif bir bütçe oluşturup bu süreçten yorulmanızı engellemektir. Burada agresif bütçeleme, “gereksiz” harcama olarak adlandırılan her kalemi ortandan kaldırmanızdır. Evet bu yaklaşım kısa sürelerde sizin daha yüksek miktarlarda para biriktirmenizi sağlayabilir ancak bu metodun sürdürülebilir olmadığını söyleyebiliriz. Kısa süre içerisinde sıkılıp bütçe planlarınızdan tamamen uzaklaşmanıza neden olabilir. Mantık çerçevesi içerisinde, bütçe planınıza kendinizi şımartacak harcamalar da eklemeniz motivasyonunuzu artıracaktır. Bu planın daha gerçekçi olduğunu söyleyebiliriz.

50/20/30 Kuralı: Hatırlaması ve uygulaması çok kolay olan bu yöntemde, harcama kategorilerini aşağıda belirtilen oranlarda gruplandırmanız gerekmektedir:

· %50: sabit giderleriniz

· %20: finansal hedefleriniz

· %30: değişken giderleriniz

50/20/30 kuralı bütçeniz için net kalıplar belirler. Bu sayede hangi kategorilerde fazla harcama yaptığınızı net bir şekilde tespit edebilirsiniz ve gerekli düzenlemeleri yapabilirsiniz. Örneğin, gıda harcamaları gibi değişken giderleriniz bütçenizin %40’ını oluşturuyorsa, önümüzdeki aylarda yiyecek, içecek gibi harcamalarınıza daha fazla dikkat etmeniz gerektiğini görebilirsiniz.

Değerlere Dayalı Bütçeleme: İnsanların onlara zevk ve mutluluk veren şeyler yapmak istedikleri bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, eğer bütçenizi kişilik özelliklerinize göre yani sizi mutlu edecek şeylere dikkat ederek hazırlamazsanız, bu ilginç bütçe planını uygulamayacağınızı varsaymak yanlış olmaz.

Bu bütçe yönetimine göre planlama yaparken size mutluluk veren şeylere dikkat etmeniz gerekmektedir. İlk olarak en önemli harcamalarınızı ( kiranız, taksitleriniz, borçlarınız, temel yiyecek ihtiyaçlarınız vb.) hesaplayın. Daha sonrasında finansal hedeflerinize ulaşmak için gerekli olan miktarı hesabınıza katın. Bütçenizin kalan kısmını kullanmadan önce hayatta nelerin sizi en çok mutlu ettiğini iyice düşünün ve belirlediğiniz şeyleri bir değer sırasına sokun. Böylelikle sizi en çok mutlu eden harcamalara öncelik verebilirsiniz.

Bu yöntemle yaptığınız harcamalar sizi mutlu ettiğinden dolayı bütçe planlamasına karşı motivasyonunuz artacaktır. Aynı zamanda, bu yöntem sizin için gereksiz ve önemsiz harcamaları yapmanızı engelleyecektir.

Esnek Bütçeleme: Bu bütçeleme yöntemi sizi fazla zorlamayacaktır ve hazırlaması çok kolaydır. Ancak bu yöntemi kullanırken harcamalarınızda istikrarlı olmanız gerekmektedir.

İlk olarak her ay sabit giderleriniz ve finansal hedefleriniz için gerekli harcamaları bütçenizden ayırın. Sonrasında bütçenizin kalan kısmını çok aşırıya kaçmadan istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Dikkat edilmesi gereken nokta, bu bütçeleme yönteminin gelirlerinden fazlasını harcamayan insanlar için hazırlanmış olmasıdır.

Toplam 0 Yöntemi: Bu yöntemin ana fikri; harcamalarınızın tamamını daha harcamaya başlamadan hesaplamanızdır.

Örnek olarak, aylık maaşınız olan 4000 TL’yi alır almaz bu parayı kağıt üzerinde nasıl harcayacağınızı planlayınız. İlk olarak sabit giderleriniz ve finansal hedeflerinize ulaşmanız için gerekli bütün harcama kalemlerini toplayarak hesaplayın. Daha sonra, elinizde kalan geliriniz 0 TL olana kadar değişken giderlerinizi sıralayın. Bu şekilde, ay boyunca paranızı nerelere harcamanız gerektiğini tam olarak bileceksiniz ve yapmak istediğiniz bir harcamanın gerekli olup olmadığına hızlıca karar verebileceksiniz.

Buradaki en önemli nokta, harcamalarınızı kağıda yazdığınız şekilde, bütçenizi takip edecek şekilde yapmanızdır. Eğer bu yönteme uymayı başarabilirseniz, her gün aldığınız finansal kararlarınız için oluşan belirsizlikler ve kaos ortadan kalkacaktır.

Zarf Yöntemi: Bu yöntem en eski bütçeleme yöntemlerinden biridir. Maaşınız bankaya yattığında ihtiyaçlarınızı karşılamanız için gerekli miktarı nakit olarak çekiniz ve bütün ihtiyaçlarınızı bu nakit parayı kullanarak gideriniz. Harcamalarınızın hepsini nakit olarak yaptığınızdan dolayı bu yöntem bütçenizden fazlasını harcamanızı engelleyecektir.

Her harcamanızı özellikle ev kiranız, faturalarınız gibi harcamalarınızı nakit olarak ödemeyebilirsiniz. Ancak mümkün olduğunca diğer harcamalarınızı nakit olarak yapmaya özen gösterin. M.I.T. tarafından gerçekleştirilen araştırma; nakit ödeme yöntemiyle kıyaslandığında, kredi kartı ile yapılan ödemelerde tüketicilerin 2 kata kadar daha fazla ödemeye niyetli olduklarını göstermiştir. Nakit olarak ödeme yöntemini tercih etmek zor bir yöntem olarak görülse de harcamalarınızda azalmaya sebep olacağı net olarak gözükmektedir.

5. Adım: Planlarınızı Kontrol Edin.

Genel sağlık durumunuzu anlamak için yaptırmanız gereken düzenli sağlık kontrolleri gibi, düzenli olarak bütçe planlamanızı da kontrol etmeniz gerekmektedir.

Haftada bir gün bütçenizi kontrol etmek için kendinize birkaç dakika ayırın. Herhangi bir harcama kategorisinde fazla harcama yaptınız mı? Bütçede hesaba katmadığınız, yeni ortaya çıkan harcamalarınız var mı? Elinize finansal hedefleriniz için kullanabileceğiniz fazladan bir miktar para geçti mi? Bu soruları kendinize sorun ve bütçe planlarınızda yolunda gitmeyen neler olduğunu tespit etmeye çalışın. Tespit ettiğiniz bu problemleri harcama kalemlerinize dikkat ederek çözmeye çalışın, eğer sorunu halen çözemiyorsanız kendinize ve yaşam tarzınıza daha uygun bir bütçeleme yöntemi seçmeniz gerekebilir.

Sonuç olarak bütçe planını herkes için aynı olan bir yöntem olarak düşünmeyin. Bütçe planınızı finansal hayatınızın ve yaşam tarzınızın canlı bir yansıması olarak düşünün. Hazırladığınız bütçe sizinle birlikte gelişebilir olmalıdır.

Fintech, dijital dönüşüm ve finansal okur-yazarlık hakkındaki diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Öneriver Twitter adresimizden bizi takip edebilirsiniz. (@oneriverco).






robo-advisor

finance

save-money

money

Devamı için tıklayın...

Fintech’in Varlık Yönetimine Etkisi

2019-08-22

Fintech’lerin Varlık Yönetimine Etkisi

Varlık yönetimi karlılığın yüksek olduğu bir sektördür. Profesyonel danışmanlar kişiye özel portföy oluşturma ve emeklilik planlama gibi hizmetleri müşterilerine sunmaktadır. Varlıklı yatırımcılar, yüksek değere sahip varlık yönetimi hizmetinden faydalanma şansına sahiptirler.

Profesyonel varlık yöneticileri, müşterilerinin getirilerini maksimize etmelerine yardımcı olurlar ve paralarının onlar için çalışmasını sağlarlar. Böylece yatırımcılar, dikkatlice hazırlanmış bir finansal planı uygulayıp, zaman içerisinde varlıklarının büyümesini izleyebilirler. Buna benzer hizmetler yatırımcıların finansal hedeflerine ulaşabilmeleri için kişiye özel olarak hazırlanmaktadır. Ancak geleneksel yatırım danışmanlığı firmalarından sadece yüksek varlığa sahip kişiler yararlanabilmektedir.

Robo-Danışmanların Yükselişi

Hızla büyüyen Fintech dünyasında yaşanan gelişmelerin etkileri varlık yönetimi sektöründe de hissediliyor. Robo-Danışmanlık platformları ve otomatik yatırım platformları geleneksel varlık yöneticilerinin müşterilerine sunduğu hizmetlerin çok daha düşük ücretlerle sunulmasını mümkün kılıyor.

Robo-Danışmanlık ve otomatik yatırım platformları kendi başlarına finansal planlamalarını yapmak isteyen veya yatırımlarını yönetmek isteyen yatırımcılara büyük kolaylıklar sağlıyor. Yatırımcılar bu platformları kullanarak istedikleri yerden ve istedikleri zaman bireysel emeklilik birikimlerini yönetebilir, yatırım yaptıkları kıymetleri diledikleri gibi değiştirebilir, hedefleri doğrultusunda finansal planlama yapabilir ve hatta kendilerini maceracı hissediyorlarsa kripto para bile satın alabilirler. Bu hizmetlerden yararlanmak için bir finansal danışmandan randevu almaya veya büyük yönetim ücretleri ödemelerine gerek yoktur.

Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi

Varlık yönetimi sektöründe yapay zekadan yararlanan birçok finansal planlama aracı aktif olarak kullanılmaktadır. Morgan Stanley gibi bankalar müşterilerine daha iyi hizmet sunmak ve insan danışmanlarını güçlendirmek için yapay zekadan yararlanmaktadır. Fintech’ler yapay zeka teknolojilerini veri madenciliğinde, market hareketlerini gözlemlemede ve yatırım kararları verme algoritmalarında kullanmaktadır. Robo danışmanlar, yatırımcılarından aldıkları verileri makine öğrenmesi ile işleyerek doğru yatırım kararları verebilmektedirler.

Fintech’in Avantajları

Fintech’lerin sunduğu en önemli avantajlardan biri, finansal planlama ve varlık yönetimi hizmetlerini yapay zeka ve robo-danışmanlar aralığıyla daha geniş kitlelere ulaştırmasıdır. Bunu insana bağlı ve çok zaman alan süreçleri otomize ederek başarırlar. Bu durum, deneyimli insan danışmanların daha karmaşık finansal konulara odaklanmalarını ve isterlerse yatırımcılarına daha çok zaman ayırabilmelerini sağlamaktadır.

Varlık yönetiminde insan danışmanların her zaman yeri olacaktır. Çoğu zaman yatırımcılar bir insanla konuşmayı tercih etmektedir. Çünkü yatırımcılar için insan dokunuşu önemlidir. Robo-danışmanlar yüksek getiri sağlayabilecek yatırım tavsiyelerinde bulunabilirler, ancak belli konularda insan danışmanlara her zaman ihtiyaç duyulacaktır.

The Fintech Times tarafından paylaşılan yazının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Fintech, dijital dönüşüm ve finansal okur-yazarlık hakkındaki diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.






dijital-dönüşüm

fintech

wealthtech

wealth-management

digital-transformation

Devamı için tıklayın...

Robo-Danışmanlar ve Yakın Gelecek: Bölüm 2

2019-08-08

Yatırımcıların giderek daha çok robo-danışmanları tercih ettiğini gösteren çalışmalar her gördüğümüzde bizi mutlu ediyor. Klement kısa süre önce, yatırımcıların insan danışmanların yerine robo-danışmanları benimsemeye son derece istekli olduklarını gösteren bir araştırma üzerine bir yazı paylaşmıştı. Yapılan yeni bir araştırma, Klement’in bir önceki yazısında bahsettiği araştırmanın eksik olduğunu düşündüğü bir bölümü tamamlamış görünüyor.

Robo-Danışmanlar ve Yakın Gelecek Bölüm 2

Önceki yazımda; yatırımcıların algoritmaları insan danışmanlara kıyasla daha objektif bulduğunu ve bu nedenle robo-danışmanlardan daha yüksek getiriler beklediğinden ve dolayısıyla bu durumun robo-danışmanların yatırımcılar tarafından daha kolay benimsenmesine yol açtığını belirtmiştim. Ancak bu araştırmanın katılımcılarının büyük bir bölümünün üniversite öğrencilerinden oluştuğunu ve bu katılımcıların yaş ortalamasının 22,8 olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştım ve şunları söylemiştim:

“Tecrübelerime göre, genç yatırımcılar makine tabanlı yatırım teknolojilerine eski nesillere kıyasla çok daha açık.”

Görünen o ki, yaptığım tahmin tamamen doğru olmasa da büyük ölçüde doğru. Birkaç hafta önce, Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nden Daniel Ben-David ve Orly Sade’in tarafından yayınlanan yeni bir makale tam olarak bunu ele alıyor.

Araştırmada, yatırımcıların robo-danışmanları, insan danışmanları ve hibrit modeli (insan danışmanlarla birlikte çalışan robo-danışmanları) benimseme isteklilikleri 3 farklı yaş grubu için ölçüldü. Aynı zamanda yatırımcıların bu üç farklı danışmanlık modeline ne kadar güvendiklerini ölçmek amacıyla bu danışmanlara ne kadar ücret ödemeye istekli oldukları incelendi.

Araştırma 20–30 yaş grubundaki yatırımcıların insan danışmanlara kıyasla robo-danışmanları kullanmakta daha istekli olduklarını ve aynı grubun insan danışmanlarla çalışmaktansa hibrit modeli tercih ettiklerini gösterdi.

30–44 yaş grubunda ise yatırımcılar robo-danışmanlarla çalışmaya daha az istekli. Bu yatırımcılar insan danışmanla veya hibrit modelle çalışmayı tercih ediyor. 45 yaş ve üstünden oluşan grubun tercihlerinde ise robo-danışmanlar ve insan danışmanlar için anlamlı farklılıklar oluşmadı.

Farklı yaş gruplarının insan veya robo danışmanları benimsemedeki isteklilikleri firmalar açısından önemli bir göstergedir. Firmalar bu göstergeye göre insan danışman veya robo-danışman iş modeli kullanarak ne kadar müşteri çekebileceklerini görebilirler. Bu insanların farklı danışmanlık modelleri için ne kadarlık ücret ödemeye istekli oldukları ise bir diğer önemli göstergedir. 20–30 yaş grubundaki yatırımcılar için çıkan sonuç şaşırtıcı değil. Bu yaş grubu robo-danışmanları benimsemeye istekli olmanın yanı sıra robo-danışmanlara insan danışmanlara kıyasla daha fazla para ödemeye de istekli. 30–44 yaş grubundaki yatırımcıların ise insan danışmanlara daha yüksek ücret ödemeye istekli oldukları saptanmıştır. Bu yaş grubundaki yatırımcıların gözünde, insan danışmanların sundukları hizmetler robo-danışmanlara kıyasla daha değerlidir.

Şimdi araştırmanın sonuçlarındaki şaşırtıcı kısma geliyoruz. Araştırmanın sonuçlarına göre 45 yaşının üstündeki yatırımcıların robo-danışmanlar için ödemek istedikleri ücret ile insan danışmanlar için ödemek istedikleri ücret eşit çıkmıştır. Bu yaş grubu sadece hibrit model için daha az ücret ödemek istiyor. Bu sonuç çok mantıklı değil. 20–30 yaş grubundaki yatırımcılar algoritmaları insanlara kıyasla daha güvenilir bulurken, 30–45 yaş grubundaki yatırımcılar ise insan danışmanlara daha çok güveniyor. Bu anlaşılabilir bir durum, genç yatırımcılar internetin, bilgisayarların ve her türlü dijital bilginin hükmettiği bir dünyada büyüdüler. Öte yandan, yaşlı yatırımcılar dijital dünyaya biraz daha yabancı. Bu grup halen interneten önceki yılları hatırlayabiliyor. Peki 45 üstü yatırımcılar neden algoritmalara ve insan danışmanlara eşit derecede güveniyor? Hadi bu durumu kabul edelim, peki bu grup neden hibrit modele diğer modellere kıyasla daha az güveniyor?

Yukarıdaki grafikte gözüken sonuçlar 45 yaş üstündeki grup için çelişkiler barındırıyor. Eğer bu gruptaki katılımcılar algoritmalara insanlardan daha çok güveniyorsa, insan danışmanlara çok daha düşük ücret ödemeye istekli olmalılar ve bu yaş grubunun tercihlerinin demografik olarak 20–30 yaş grubu yerine 30–45 yaş grubuna daha çok benzemesi lazım. Eğer bu yaş grubundaki yatırımcılar insan danışmanlara daha çok güveniyorsa, bu durumda insan danışmalara robo-danışmanlara kıyasla çok daha fazla ücret ödemeye istekli olmalılar ve demografik olarak 30 yaş grubuna daha çok benzemeliler. Bu nedenle, araştırmanın en yaşlı grubu için çıkan sonuçlarına şüphe ile yaklaşıyorum. Bu grubun robo-danışmanlara ya da insan danışmanlara ödemek istedikleri ücretler için çıkan sonuçlarda yanlışlık olması gerekiyor. Ancak bu durumu kanıtlama şansım yok. Yapabileceğim tek şey, birinin ücret ödeme istekliliği ile insan ve robo danışmanlar arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırma yapmasını beklemek.

Joachim Klement’in paylaştığı blog yazısının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Fintech, dijital dönüşüm ve finansal okur-yazarlık hakkındaki diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.






dijital-dönüşüm

wealth-management

wealthtech

fintech

robo-advisor

Devamı için tıklayın...

Bankalar Amaçlarını Para Kazanmakla Sınırlandırmamalı

2019-08-01

ABD tüketici marketi üzerine yapılan araştırmaya göre; hem tüketici olarak hem de çalışan olarak kilit konumda bulunan Z jenerasyonunu cezbetmek için gerekli en önemli faktör bir amaç uğruna faaliyet gösteren bir işletme olmanız. Z kuşağının %55'i çevre dostu ve sosyal açıdan sorumlu markaları tercih ediyor. Bu kuşak, sizden dünyayı bir şekilde iyileştirecek olumlu bir amaç edinmenizi bekliyor. Arkasında bıraktığı zarardan bağımsız olarak yalnızca para kazanmak için yapılan herhangi bir iş Z tarafından dışlanma riskini artırıyor.

Şimdi ilginç kısma geliyoruz. Özellikle son bir haftada olmak üzere, 20 yıldır sürdürülebilir finans, sürdürülebilir bolluk ve “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Gelişme Hedefleri” (UN SDGs) üzerine blog yazıları yazıyorum. Bence artık bu konu hakkında bir şeyler yapılmasının zamanı geldi.

Eğer sadece hissedarların getirileri ve çeyreklik rapor sonuçları üzerinde yoğunlaşırsanız, en yetenekli yazılımcıları veya en karlı müşterileri firmanıza çekemezsiniz. Aynı şekilde, eğer bir emeklilik fonu yönetiyorsanız ancak gelecekte emekliliğini alacak hiç kimse kalmazsa, bir emeklilik fonu yönetmenin anlamlı olduğu söylenebilir mi? Eğer gezegeni yok edersek, hiçbir şeyin anlamını yok.

Bence bir sonraki nesle hitap etmek isteyen herhangi bir finansal kurumun bir amaca ihtiyacı var ve geleceğe yatırım yaptığını kanıtlaması gerekiyor. Sürdürülebilir amaç ve hedefleri olduğunu ve bu konularda ciddi olduğunu göstermesi gerekiyor. Örneğin yenilenebilir enerjiye ve çevre dostu firmalara yatırım yaparken, kar dışında başka hiçbir şey sunmayan silah firmalarından kaçınmak gerekiyor.

Bunu yapabilir miyiz? Bunu cidden yapabilir miyiz?

Çok emin değilim. Şu anda gördüğüm çoğu finans firması sürdürebilirliği pek ciddiye almıyor. Bu firmalar bir yandan sürdürülebilir olduklarını iddia ederken bir yandan da sürdürülebilir olmayan firmalarla anlaşmalarına devam ediyor. Çok sık karşılaştığımız bu anlaşmalar ancak eylemciler dahil olduğunda gün yüzüne çıkıyor.

Finans dünyasına yapılan bunca eleştiri sonucunda, eğer bu endüstri kendini toplum ve dünya için iyi bir güce dönüştürebilirse o zaman geleceğimiz parlak diyebiliriz.

Şu an bu durumu ahlaki açından bir değişim içerisinde görüyorum ve bu sürece öncülük eden birkaç firma var. “World Finance” tarafından belirlenmiş bu kısa liste aşağıdaki gibi.

ABD: Bank of America www.bankofamerica.com

Avustralya: Westpac www.westpac.com.au

Hindistan: Bandhan www.bandhanmf.com

Yeni Zelanda: Kiwibank www.kiwibank.co.nz

İsviçre: Bank Sarasin www.jsafrasarasin.com

Kanada: Vancity www.triodos.com

Nijerya: Access Bank www.accessbankplc.com

Chris Skinner’ın sürdürebilir bankacılık hakkındaki bu güzel yazısının orijinal metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Fintech, dijital dönüşüm ve finansal okur-yazarlık hakkındaki diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.






fintech

finance

banking

digital-transformation

sustainability

Devamı için tıklayın...